sonay emlak
ANKARA MAMAK SATILIK DAİRELER - ARSALAR - TARLALAR - KİRALIK DAİRELER
İletişim Tlf : 0541 727 98 11

www.sonayemlak.com

sonay emlak
ANKARA MAMAKTA SATILIK DAİRELER - ARSALAR - TARLALAR - KİRALIK DAİRELER
İletişim Tlf : 0541 727 98 11

www.sonayemlak.com

» Yaylalıözü, Bala



Yaylalıözü, Bala


Yaylalıözü, Ankara ilinin Bala ilçesine bağlı bir köydür.

TARİHİ:

Köyün adından da anlaşılabileceği gibi köyde yayla havası hakimdir.Yaylalıözü köyünün daha önceki bilinen yerleşim yeri şu anda bulunan yerin tam karşısında ki KIŞLA diye bilinen yerdir. 1900 lü yılların başında Harmanyeri diğer adıyla Düz olarak adlandırılan köy önündeki alanın bataklık olduğu ve sıtma nedeniyle köy yerinin değiştirildiği bilinmektedir.O zamanlar Ara Çay adını verilen çay derin yataklara sahip değilmiş. Bu yüzden Köyde Sıtma hastalığı baş göstermiş.1960 yıllara kadar Köy yeni yerinde bile Sıtma kontrolü yapılırdı. Her evin kapısının arkasında Sıtma aşısı çizelgesi vardı görevli memur gelerek aşılarını yapar ilaçları verir bu çizelgeyi imzalardı. Bunu 50 yaş kuşağındaki ler hatırlar.Bu yüzden Köyün yeri 1900 yılların başında Bu günkü yerine taşınmış.Salgın nedeniyle bugünkü yerine taşındığı,köyde uzun yıllar muhtarlık yapan rahmetli "Şıho Dayı" tarafından belirtilmiştir.
Daha önceki dönemlerde endüstri yerleşimi olduğu çevresindeki höyük kalıntılarından anlaşılmaktadır. Barut imalatı yapılan yerlerin mevcudiyeti dikkat çekmektedir.
Köy önünden geçen "Araçay" bahçeler üstünden geçerek köye hayat verirdi. Araçay'ın yatağını değiştirmesi ve derine inmesi bahçelerin hızla yok olmasına neden olmuştur.
Araçay üzerinde yakın zamana kadar 7 tane su değirmeni olduğu bilinmektedir.
Aşağı Harman Yerindeki (Kızıl Özdeki)Nuri Özbekin(Akkızın Nuri) değirmeni,
Çavuş değirmeni (Cafarın Değirmen),
Omar Efendinin Değirmeni gibi...
1970 yıllara kadar GÖL yeri hem göçmen kuşların göç yaparken (Özellikle Leyleklerin) uğrak yerlerinden biriydi ayrıca burada Çorak evlerin Üstünü örtmek için kullanılan kamış yetişirdi çevre illerden hatta Tokat ,Turhal gibi uzak yerlerden dahi gelen kamış alıcıları gelirdi. Kamış o dönemde çatı kaplaması için en önemli malzemeydi. Günümüzde de kamış özellikle sera yetiştiriciliğinde, sepet yapımında ve turistlik mekanların hazırlanmasında Kamıştan yapılmış hasırlar kullanılmaktadır. Acaba Göl yeri kış aylarında boş yere akıp giden Araçayın suyunu buraya vererek eski özelliğine kavuşturulamaz mı?
Köy arazileri içerisinde toprak altında bir çok yerleşim yerinin olması Özellikle VELETLİ diye anılan mevkide ,latince yazılı mezar taşları,köy arasizine hakim bir yükseltide kale kalıntıları olması dönemin önemli bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Bu alanlarda yapılacak arkeolojik çalışmalar bir çok bilgiyi gün ışığına çıkaracaktır.
Yaylalıözü Köyünden Geçen ARAÇAY'ın geçtiği güzergahta bir takım eski yerleşim yerlerinin olduğunu buralarda yaşayan insanlara ait mezarlıklardan anlıyoruz. Bunları sıralayacak olursak Alefendinin Bahçesi ve Kalenin eteğindeki, Çoraklağı adını verdiğimiz yerdeki,Zeynelin Yahya'nın bahçesindeki, Osman (Osso), Mehmet ve Nasır'ın bahçelerindeki, Kavaklıda,İnce Mehmedin ve Yonuzun Abdullah'ın tarlalarının kenarlarındaki, Köse Ahmet Kalesindeki mezarlıklar.Kısacası Yaylalıözünde ve Araçayın etrafında bir sürü insanların yaşadığı bilinmektedir.
Yaylalıözü köyünde çeşitli uygarlıkların yaşadığının en önemli kanıtını çocukluğumda hatırlıyorum. Acıderede Şu anda Yonuzun (Yunus)Mustafanın evinin önündeki Küllüğün altında kalan bir çeşme vardı 50 yaş üzeri olanlar hatırlarlar bu çeşmenin taşlarında Eski Yunanca yazıları hatırlıyorum Beyaz bir taş üzerine kazınmıştı.
Ayrıca Yaylalıözü Köyünde eskiden Çanak çömlek işçiliğinin olduğunun kanıtlarıda Yukarı harman yerindeki 2 tane kül yığını vardı bunların içinde çanak çömlek kırıntıları olduğunu gördüm Aynı Çanak çömlek kırıntılrına Kayalı yolunda Şu an Yonusun abdullanın tarlasının içindede rastladım ayrıca Kavaklıda Ziyanın Haconun tarlasının içindede var hatırladığım kadarıyla Köyün başka yerlerindede bu tür kalıntılarada rastlanır.
Şimdilik bunları derledim bu konuda başka bilgi ve birikimleri olan varsa paylaşalım. Günümüzde tarihçiler hep ipek yolunu konuşurlar neden Tuz Yolunu konuşmazlar. O zamanlar ipek ve baharat kadar tuz da kıymetliydi.Tuz Gölünden çıkarılan tuz Şereflikoçhisar ve Kulu Yavşanlıdaki tuzlalardan alınıp,ilk önceleri deve kervanlarıyla sonra kağnı ve at arabalarıyla güzergahı aşağıda yazılı olan yerlerden Ankara’ya taşınırmış lütfen tarihçiler ülkemiz üzerinde başka tuz yollar varsa onları da açığa çıkarsınlar. Rahmetli Hocanın oğlu (Hocanın Mehmet!in) anlattığına göre eski yıllarda Tuz Gölünden Ankara ya Tuz taşıyan kervanlar Yaylalıözü köyünden den geçermiş.Tuz yolunun güzergahı Makas (Kulu Makası )Köşker köyü, Sofular ,Yaylalıözü köyünden ,Veletli Ebilas Yörelli köyü Gölbaşı Kepekli boğazı Ankarada bitermiş.Hocanın Memetin Anlttığına göre Yahya bey in (Şimdiki Muhtar İrfan Özbekin) babasının Tuz taşıyan at arabalarından oluşan konvoyları varmış. Yaylalıözü köyünün tuz yolu güzergahında olduğunu kanıtlayan nedenlerden birisi de eskiden bu köyde Köy odaları çokluğu 7 tane olduğunu söylüyorlardı.Ben bunlardan bir tanesini Cafarın Odasını hatırlıyorum.

Not: Prof. Dr. Faruk Sümer, Oğuzlar isimli kitabında Ankara, Adana, Halep, Şam ve Bağdat’a giden kervan yolu ile Orta Anadolu’da kesişen “Tuz Yolu” adı verilen yol üzerinde gidip gelen kervanların kervan öncüleri, ve yürütücülerinin Pehlivanlı Oymağı olduğu anlaşılmaktadır. ve Tuz Yolunun büyük bir ihtimalle köyümüzden geçtiği tahmin edilmektedir.

.== YER İSİMLERİ: -KALHANE = Yukarı harman yerindeki kül yığıntılarının olduğu yere denir. Günümüz Türkçe karşılığı iş yapılan yer ,işlik veya atalye olarak söylenebilir. Ama daha ziyade Barut imalathanesi veya Bakır Madeni eritilen yer anlamında kullanılır. Yazar Zafer Gölenin Osmanlı Devletinde Baruthane-Amirane adlı kitabında baruthanenin bölümü olarak sınıflandırılmıştır. Tokat İli Turizim ve Kültür Müdürlüğü yayınlarında ise Bakır madeni eritilen yer olarak tarif edilmektedir. Şimdi Acaba köyümüzde buraya ne den KALHANE adı verilmiş bunu araştırdım. Köyde bu güne kadar Kalhanenin tanımına uygun olarak ne Barut imalatçılığına ne de Bakır işlemeciliği yapıldığına dair hiç bir kanıt bulunamamıştır.Ancak bu mevkiye Kalhane denilmesinin asıl nedeni burada belki eskiden barut imaledilebilmiş olabilir nedeni barut yapılırken barutun hammaddesi Tuz ve Potasyum Nitrat (Gülherçedir)Bildiğiniz gibi Potasyum nitrat aynı zamanda tarımda gübre yapımında da kullanılmaktadır. Yaptığım araştımalarla Kesin olmamakla beraber.Bu gün köyde de bol mikktarda da bulunan Jips(Pur) Acaba barut imalatında kullanılmış olamazmı? .Bu ihtimal çok yüksektir çünkü jips (Pur) bu gün tarımda alternatif gübre olarak kullanılmaktadır. Bildiğiniz gibi Köyden eskiden Ankara ya Tuz gölünden tuz götüren kervanlar geçermiş Yani Köy Tuz yolu güzergahı üzerinde olduğu için Tuzda bu yolla sağlanmış olamaz mı ? ( Bugün, karabarut, şistli killer(Jips =Pur) , kaya tuzları gibi, ötekilere oranla yumuşakça kütlelerin atılmasında kullanılmaktadır. Çok duman çıkarttığından, askerlik alanında artık büyük bir önemi kalmamıştır. Bugün için, ateşli silahlarda, daha çok "dumansız barut", daha doğru bir deyişle, "az dumanlı barut" kullanılmaktadır. Dumansız barut kolodyum, trinitro gliserin, trinitro tolüen gibi patlayıcı maddelerin karışımıdır.) Not :06.09.2007 tarihinde köye gittiğimde Kalhane mevkinin ve Köyün eski yerleşiminin Kültür ve Turizim Bakanlığınca Sit alanı ilan edildiğini ve Burada Jopon arkeologlar tarafından kazı yapılacağını öğrendim ve sevindim Bildiğiniz gibi Kırşehirin Kaman ilçesine Bağlı ÇAĞIRKANLI Kasabasında(Buradda halk arasında Çağıkanlı bizim köydede söylendiği gibi çarganlı diye söylenir.)Japonlar tarafından KALEHÖYÜKTE kazı çalışmaları yapılmaktadır buraya bir açık hava müzesi kurulması için 2005 yılında Türk Hükümeti İle Japon Hükümeti arasında anlaşma imzalanmış.Eh artık bu kazı çalışmalarından sonra Artık Yaylalıözü köyünde tarihte gün ışığına çıkacağı günleri sabırsızlıkla bekliyor.) •-ÇAĞIRKANLI:Büyük bir ihtimalle Faruk Sümer Beyin Türkmenler ,Türkmen Devleti ve beylikleri adlı kitabının 73 Sayfasında Büyük Türkmen Oymakları (1691-1928) sıralamsında 30 sırada yeralan Cağırganlı Türkmen Oymağı Olan Çağırganlılardan aldığı tahmin edilmektedir.Malumunuz KAMAN köyümüze 40 km kadardır. Bugün Aynı isimle Kayseri ,Develi,Adana ,Yüreğir,Denizli ,Tavasta Çağırkanlı isiminde Köyler vardır.Çağırkanlıların Ozamanlar Yerleşik düzende olmadıkları için Ev yerlerine ait kalıntılar yoktur ama Bugün Zeynelin Yahyanın tarlasındaki büyük mezarlığın bunlara ait olduğu tahmin edilmektedir. Kırşehir, Kaman ilçesinin Çağırkan köyünü yurt tutan Çağırganlı Türkmenleri de Rakka iskanına tabi tutulmuş idi. Bunlar, iskan yerlerine gitmeyerek, Orta Anadolu’da Pehlivanlı aşiretinin içine karışmışlardı. (ORTA ANADOLU EKSENİNDE BİR OYMAĞIN TARİHİ BAKİ YAŞA ALTI NOK Araştırmacı - Yazar )TÜRKMENLER TÜRKMEN DEVLET VE BEYLİKLERİ (FARUK SÜMER'e göre) (Bkz. 73) BÜYÜK TÜRKMEN OYMAKLARI ( 1691-1928) 30- Çağırganlı 31- Çavdır-Çavuldur 32- Çepni
-VELETLİ: Veletlide 1700 yılların sonuna kadar köy varmış . Osmanlı Devleti döneminde göçebe hayat yaşamışlar hayvancılıkla geçinmişlerdir. Daha sonra buradan Kırşehirin Çiçekdağ ve Kırıkkalenin Beyobası Yöresine yerleşmişlerdir.Günümüzde Kırşehirin Çiçekdağı ilçesine bağlı Çubuktarla(VELETLİ) köyü bulunmaktadır.Ancak yukarıda belirttiğim gibi Veletlide çok büyük bir yerleşim yeri olduğu tahmin edilmektedir,ancak buradaki medeniyet Ancak Kültür Bakanlığı tarafından yapılacak kazılar neticesinde gün ışığına çıkacaktır.
-DEDEBAYIRI:Köyün en yüksek tepesidir,Burada Muhterem bir Zatın mezarı vardır.Son yıllarda Rametli Ziyanın Haco buradaki mezarın etrafını tuğladan yapılmış duvarla örmüştür,aslında buranın ağaçlandırılması çok iyi olur. Tabi bu görev köy sakinlerine düşüyor.
Kuraklık olduğu sene burada yağmur duasına çıkılırdı. Köyden İmece usulü ile toplanan Pirinç,bulgur,ağ ,fasulye,koyun,ekmek vb yemek hazırlanır dua edilirdi.
-KÖSEAHMET KALESİ
 :Köse Ahmet Kalesinin Civarında Köse Ahmet Avşarlarının yasadığı tahmin edilemktedir.Çünkü kalenin eteğinde ve İnce Mehmedin Çayırının kenarında Günümüzde hala mezarları bulunmaktadır. Bunlar daha sonra buradan ya göç etmişler yada başka yerlere iskan edilmişlerdir. Ama başka yerlere iskan eldildiklerimuhtemeldir.Kayserinin Tomarza ilçesinde Emiruşağı beldesinde Köse Ahmetli Avşarlarının yaşadıkları bilinmektedir. Kaynak :AVŞAR OYMAKLARININ TASNİFİ:Kaynak : Adnan Menderes Kaya (Avşar Türkmenleri) Kitabindan alinmistir. ( Bahrili } Köse Ahmetli Avşarı


-KAVAKLI
: Bu bölgede büyük bir ihtimalle Avşarların yaşadığı tahmin edilmektedir günümüzde Kavaklı adı ile Ülkemizde ve balkanlarda Kavaklı Adında yerleşim bölgeleri bulunmaktadır. -KADININ YAR
-ALONUN KAYA
-KAYALI
-ACI PINAR
-KIZILÖZ
-ERKEÇ TEPESİ

-ACI DERESİ:

-KÜLTÜR
-HALK İNANIŞLARI •
- Doğum İle İlgili İnanışlar
- Bebek doğduğunda bütün vücudu tuzlanır. Tuzun bebeğin ağzının burunun kokmasını ve uzun yola gittiğinde ayaklarının kabarıp su toplamasını engelleyeceğine, uzun yola karşı dayanıklı olacağına inanılır.
- Hayvanlarla İlgili İnanışlar : 1. Bacasında baykuş öten evin virane olacağına inanılır 2. Bir evin bacasında, çatısında ya da herhangi bir yerinde baykuş ötmesi, kötülüklerin belirtisi olarak kabul edilir. 3. İneklere veya ağaçlara nazar değmesini önler inancıyla ölmüş kaplumbağa yavrusu veya iğde veya söğüt dallarından oluşan içinde nazar boncuğuda olan bir tasma asılır. 4.Evin Önünde Horoz Ötünce Misafir geleceği söylenir. 5.Köpek Ulumasının uğursuzluk getireceği söylenir. DİĞER İNANIŞLAR
1. Giysi sırtta iken düğme dikildiğinde aklın da dikileceğine inanıldığı için, böyle durumda düğme dikilmez.
2. Gün batımından sonra sakız çiğnemenin, ölü eti yemekle aynı olduğuna inanılır.
3. Günah olduğu inancıyla akşamları kül dökülmez.
4. Akşam tırnak kesilmesinin günah olduğuna inanılır.
5. Sağ avuç içi kaşınan kişinin, çok kısa bir sure içinde eline para gececesine; sol avuç içi kaşınan kişinin ise, kısa zaman içinde elinden para çıkacağına inanılır.
6. Ayakları kaşınan kişinin yolculuk yapacağına inanılır.
7. Sağ avucu kişinin cebine para gireceğine, sol avucu kaşınanın ise cebinden para çıkacağına inanılır.
8. Yatan kimsenin üzerinden , atlanmaz.
9. Kulakları çınlaya veya gözleri seyreyen kişi, başkaları tarafından kendi isminin anıldığına inanır.
10. Gün batımından sonra ölü gömülmez.
11. İki bayram arasında (Ramazan ve kurban bayramı) düğün yapılmasının uğursuzluk getireceğine inanılır.
12. Yaşlıların önü kesilerek geçilmez.Otururken yaşlı kimseler saygı olsun diye ayağa kalkarlar.
13. Ağaçlara nazar değmemesi için at başı iskeleti asılır.
14. Küçük çocukları ve bebekleri, şeytan, cin gibi şer güçlerin kötülüklerinden korumak için, omuzlarına muska asılır.
15. Torunun torunu görecek kadar uzun yaşayan insanın cennete gideceğine inanılır.
16.Gece Ayağında çorapla yatanın ömrünün kısa olacağı söylenir.
Konu başlıkları
Yeminler:
Köyde sıklıkla kullanılan, bazı kalıplaşmış yemin deyimlerine aşağıda yer verilmiştir. • - Allah taş etsin...
• - Allah belamı versin...
• -Anam avradım olsun...
• -Vallahi- Billahi...
• -Ekmek, Kur'an çarpsın...
• - İki gözüm önüme aksın...
• -Namussuzum...
• - Şart olsun...

HALK OYUNLARI :
Bala ve çevresinde halay oyunların diğer oyunlara göre daha fazla ağırlık kazanır. Bu yörede Ağır Halay, Arzu ile kanber, Yanlama, Yelleme, Afşar ve Keçeli Halayları yaygındır. Bu yörede ayrıca Üç Ayak Horonu, Hop Barlem, Yeldirme ve Köroğlu ezgisiyle oynanan Sinsin gibi halay türlerinede araştırma grubumuzca rastlanmıştır.
• - SİNSİN: Oyun başlamadan önce geniş bir meydana ateş yakılır. Davul ve zurna sinsin havasını çalmaya başlar Ateş etrafında halka olan köy delikanlıları birer veya ikişer ortaya çıkarlar. Müziğin melodisine uyarak kollar ilk önce belde, ayaklar daima sekme halinde ve sekmeler gittikçe çabuklaşarak, kollar havada kavis çizmek suretiyle oyuna devam ederler. Birinci şahıs veya grup hızla ortaya atılır ve oynayanların sırtlarına Örme ( Yün İpliğinden örülmüş genellikle Danaları bağlamak için yapılan bir nevi yular) veya kayış (Kemer) ile vurarak oyun alanından çekilmeye mecbur oyun alanlarından çekilmeye mecbur ederler. Böylece oyun alanı onlara kalır. Çeşitli figürler göstererek oyuna devam ederler. Bunlar da yerlerini başkalarına bırakır. Oyuncular sinsinde fert olarak özel kabiliyetlerini ortaya koyarlar. Bu oyun sırasın da yere düşmeler yaralanmalar olabilir. Bu da oyunun bir özelliği olduğundan, oyuncular arasında en ufak bir kırgınlık dahi olmaz. Sinsin oyunları sonunda seyirci ve oyuncuların heyecanı had safhaya gelir. • - ÜÇ AYAK: Kadın ve erkeklerin oynadıkları bir oyundur.
İsminden de anlaşılacağı üzere üç adım ileriye, üç adım geriye doğru gidilerek oynanır.Her üç adımda biraz duraklama yapılır. Kollar ve vücut yaylandırılır.
Davul ve Zurna ilk önce ağır çalar ve gittikçe çabuklaşır. Bu kısım oyunun hoplama kısmıdır.Oyuncularda ritme uyarak hareketlerini çabuklaştırıp zıplamaya başlarlar.
Kadınlar bu oyunu bazen çalgılı, bazen de ağızdan türkü söyleyerek oynarlar.
ÇOCUK OYUNLARI:
MENDİL KAPMACA: İki grup halinde oynanır. Ortaya bir medil konur ve gruplar eşit uzaklıkta ikiye ayrılır. Orada, oyunu yöneten (ebe) kişinin işaretiyle gruplar, mendili öncelikle kapıp eşlerine getirmeye çalışırlar. Mendili kapan, eşlerine zamanında yetişemezse, diğer gruplar tarafından dövülür ve karşı grubun adamı olur. Yenen grup, yenilen grubun sırtına binerek, önceden belirlenen yerde tur atar.
ÇELIK ÇOMAK OYUNU:İki kişi ile veya iki grup oluşturularak oynanan bir oyundur. Bir metre uzunluğunda bir sopa ile Çelik denilen yirmi cm. uzunluğundaki bir çubuk bu oyunun araçlarıdır. Önce yere büyükçe bir daire çizilir, sonra oyuna önce kimin başlayacağını belirlemek için sayisma yapılır. Oyuna önce başlama hakkını kazanan oyuncu çeliği havaya atıp yere düşmeden çeliğe vurarak uzaklara fırlatır. Diğer oyuncu çeliği düştüğü yerden alıp eliyle fırlatarak dairenin içine sokmaya çalışır.Dairenin yanındaki oyuncu ise çeliğe vurarak çeliği daireye sokmamaya, uzaklaştırmaya çabalar. Uzaklaştırdığında ise daire ile çelik arasını çelikle ölçer.
LAPAÇ OYUNU :4 Tanesi bir tarafta 4 tanesi diğer tarafta olan toplam 8 kare veya diktörtgenden oluşan bir oyundur. toprak zemine kazılarak çizilir beton zemine ise tebeşirle çizilir.2 kişi ile oynanır. Yassı (Gaylağan ) taştan yapılmış lapaç ilk başta 1. kareye atılır, oyuncu tek ayak üzerinde sekerek 2.kareye geçirir eğer geçiremezsse yanar( Yani oyundan çıkar ) öbür oyuncu girer oda aynı işlemi yapar 8.kareyi bitirince oyunu kazanmış olu.Bu oyunda kural Lapacı çizgi üzerinde bırakmamam ak genel kuraldır.
SEKEMENDUZ OYUNU:Oyunun bir başlangıç yeri vardır yani (Melesi)Oyuncu sekerek diğer oyucuları kovalar sekerek yakaladığı kimseye ayağı ile vurursa bu sefer meleye yani başlancıç yerine o geçer.
KÖYÜN GELENEKLERİ:
-ASKER UĞURLAMA:Askere gidecek köy gençleri yaklaşık 10 gün önce yemeğe davet edilirler . Gençlerin Askere sevk edilecekleri gün Yokuşun Orada Köy İmamının Duaları ile Uğurlanır. Bu arada Asker adaylarına Yakınları harçlık olarak ceplerine Para koyarlar. Bir keresinde bir asker sevkiyatında Askerin Anası Oğluna Yufka ekmekten yapılmış Dürüm ısırtmıştı Ayrıca Askerin İlk mektubunu getierene de Asker ailesi hediye verir, bu genellikle tavuk olurdu. Ayrıca askerden izinli veya tezkereye geleni, ailesine özellikle annne ve babasına da müjdeleyende hediye verilir.
- KÖY DÜĞÜNLERİ: Eskiden köy düğünleri 3 gün 3 gece olurdu. Düğün salonlarının artması ve köy düğünlerinin maliyetinin fazla olması nedeni ile eski geleneker yavaş yavaş kayıp olmaktadır.
-DÜĞÜN VE KINA GECESİ:Eskiden köy düğünleri 3 gün 3 gece olurdu. Düğün salonlarının artması ve köy düğünlerinin maliyetinin fazla olması nedeni ile eski gelenekler yavaş yavaş kayıp olmaktadır. düğün başlamadan önce yani davul çalmaya başlamadan önce eğer köyde Yakın zaman da cenaze olmuşsa düğün sahibi Köy imamını da alarak Cenaze evinde kuran okutur ve düğün için izin ister. Cenaze evi ( Ölü evi olarak tabir edilir) Düğününüz hayırlı olsun Ölümde bizim Düğünde bizim için der ve evden ayrılır. O zaman düğün evinde davul çalmaya başlanır. Düğün Evinde Ucunda Elma veya Soğan Bulunan Bayrak direğine bayrak asılır. Düğün evinde Genellikle Fakir olan kimselere Düğün çaycısı olarak görevlendirilir. Çaycı gelen Misafirlere Çay ikramı yaptıktan sonra Çay tepsisini atar davetlilerde çay tepsisine para atarlar bu para çayı yapan kimseye kalır. Genellikle C.tesini pazara bağlayan gece Hem Damat evinde hem de Gelininin evinde kına gecesi tertip edilir. Bu arada kına gecesi ile ayrıntılı bilgi verelim. Kültür değerlerimizin en önemli kısımlarından birini teşkil eden ve halk kültürünün pek çok unsurunun bir araya getirildiği düğün törenleri, insan hayatında dönüm noktası olan sosyal olaylarının başında gelir. Bu törenler içindeki kimi uygulamalar, yani gelenek-görenek ve adetler, yörelere göre değişiklik göstermektedir. Düğün törenleri içinde yer alan ve gelinin baba evinde kalacağı son gece yapılan geleneksel uygulamalardan en önemlisi ise hiç şüphesiz “Kına Gecesi”dir. Kına gecesi çeşitli halk kültürü unsurlarından oluşmakla birlikte, bu gecede en çarpıcı uygulama ağıtlarla birlikte yakılan kınadır. Bu nedenle; hüzünlü, yanık bir ezgi ile söylenen, lirik özellikteki “Kına Ağıtları” ayrı bir önem arz etmektedir. Çünkü, düğünlerimizin tüm ağırlığı ve duygu yoğunluğu bu gecedeki kına yakma ve bu sırada gelini ağlatmak için söylenen ağıtlarla yaşanmaktadır. Türk-İslam geleneğinde; hem sağlık, hem güzellik, hem de törensel açıdan özel bir yeri olan ve Dede Korkut Hikayelerinde de sözü edilen kına, Türk inanç sisteminde adanmış olmanın da işaretidir. “eşine kurban olsun” diye geline kına yakılır. Anadolu’nun her tarafında yaygın olan kına yakma geleneği, Anadolu dışındaki Türklerden;başta Kıbrıs Türkleri olmak üzere, Bulgaristan Türkleri, Gagauz Türkleri ve Karay Türkleri ile Azerbaycan Türklerinde de vardır Bu noktada, geline yakılacak kınanın hazırlanışı hakkında kısaca bilgi verelim. Oğlan evi tarafından alınmış kuru kına, oğlan evinde toplanan kadınlar tarafından kız evine götürülür kınayla beraber koyun veya keçi de götürülür,( buna kına davarı da denilir). Kına, gümüş veya bakır bir tas içinde “başı bütün” yani “başından ayrılık geçmemiş” bir kadın tarafından yakılır. Damat o gece sadıçları tarafından başka bir evde misafir edilir eskiden damadın misafir edildiği gece Köydeki Kümeslerden tavuk veya hindi(Culuk ) çalma adettendi ama o da şimdi özelliğini yitirdi Ertesi günü Saat 10 civarında Damat evinden Gelin evine Gelin evine Gelin almaya gidilir. Gelin Baba evinden dualarla uğurlanır. Bu arada gelinin varsa erkek kardeşi tarafından Beline Kırmızı İpek kurdale bağlanır. Gelinin bulunduğu araba Yeni evine geldiğinde Bir çömlek atılır Bu arada gelin gelin arabasından inmez kayın babasından Ya bir inek veya başka bir hediye ister.Hediye de anlaşıldıktan sonra gelin arabasından iner. Bu arada düğünlerde ki takı merasimini de anlatayım. Takı takacak kimse anne ve babası hayatta olan ( Başı Bozulmamış ) kimseler tarafından yürütülür. Ahmet Mızrak Emekli Okul Müdürü ve Fen Bilgisi öğretmeni
-DİŞ HEDİĞİ DAĞITMA:Yeni doğan çocukların ilk dişi çıktığında çocuğun ebesi(Ninesi ) tarafından Nohut Mısır dan oluşan hedik kaynatılır komşulara dağıtılır. Bunun karşılığındada çocuğa hediyeler alınırdı.
-YARMA DÖĞME: Yarma döğme:Güz aylarında kaynatılan buğday Köy meydanındaki Dibek te(Oyulmuş Beyaz taşta)Ağaç tokmaklarla döğülürdü bu işi genellikle genç kızlar ve erkekler yaparlardı.
-CENAZE MERASİMLERİ: Cenaze olayı Cami salasından sonra Cenaze evine gidilir. Burada Cenazenin uzakta akrabaları varsa telefon veya başka iletişim araçları ile haber edilir.Cenaze Üzeri soyularak Rahat döşeğine yatırılır Cenesi bağlanır.Karnının şişmemesi için karın bölgesine ağırlık korlar. Bu arada köy gençleri Mezarlıkta mezar yerini kazmaya başlarlar Evin önünde de Cenazeyi yıkamak için Kazanlarla su kaynatılır, cenazeyi yıkayacak kimse cenazenin görülmemesi için etrafını kilim ve battaniyeyle örter. Yıkama işlemi bittikten sonra Cenazenin kefenleme işlemi yapılır.Bu arada cenazenin varsa cocukları bir kez daha görmek için cenazenin yanına getirilir, sonra kefenleme işi bitirilir.Sonra cenaze tabuta konularak cami bahçesinde bulunan musalla taşına konur imam eşliğinde Cenaze namazı kılınır. Sonra omuzlarlarda tabut taşınarak mezarlığa getirilir. ve burada defin işlemi yapılır.Mezarlıktaki cemat doğruca ölü evine (Yas yerine ) gelir Burada hoca tarafından kuran okunur. Cenaze evinde bir kaç gün yemek pişirilmez köydeki komşular evlerinden yemek getirerek Cenaze evindekilerine veya baş sağlığına gelen misafirlere getirilen yemekler ikram edilir. Bu olay aşağı yukarı bir hafta sürer. Madii durumu iyi olan cenaze evleri yedi yemeği verirler yemekte genellikle mevlütte okutulur.etraf köyden Cenaze evine gelenler ya köy hocasını alırlar yada beraberinde hoca getirerek kuran okuturlar.
EKONOMİ:Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Kuru ve sulu tarım yapılmaktadır. Sulu tarımda buğday, arpa ve şeker pancarı yetiştirilir. Kuru tarımda buğday, arpa, çavdar, ayçiçeği ve mercimek yetiştirilir.
-Jips (Pur) : Yaylalıözü köyünden Bala'ya giderken sol tarafta Purla diye anılan mevkide bugün alternatif tarımda sıva, çimento, seramik ve boya sanayinde kullanılan aşağıda kimyasal adı ve özellikleri yazılı olan Pur yatakları Bakir vaziyette Durmaktadır.Günümüzde Altarnatif tarımın genişlemesi inşaat ve konut sektörünün canlanması Pur yatakları iler ki yıllarda köyün kaderini değiştireceğe benziyor.Çocukluk Yıllarında Eylül veya Ekim aylarında köylüler buradan Pur kazarlar kazdıkları Puru Tandırlarda Kavururlardı Sonra bu Kavurdukları Pur ile bahar aylarında Evleri badana(Sıvarlardı) ederlerdi Kör oğlunun dediği gibi Tüfek Çıktı Mertlik Bozuldu sözü pur içinde geçerlidir.Kireç ve Boya çıkınca artık evler Pur ile Badana yapılmıyor. Çocukluğumuzda Pur Kavuruken İçine mısır ve Nohut atıp Patlatırlardı. Bu teknoloji bazı yörelede özellikle Beyaz Leblebi yapımında Denizli ve Çorum yörelerinde kullanılmaktadır. Kireçli topraklarda dahi kalsiyum elementinin bitkilerce kalsiyumun karbonat olarak bağlı tutulamsı nedeniyle alınmasında zorluklar olduğu bilinmektedir. Ayrıca topraklarımızda çok uzun zamandır gübre kullanımıyla biriken veya verilmekte olan fosfor, potasyum, demir ve çinko gibi elementler yüksek pH değerlerinde bitkilerce alımları zor olmaktadır. Bu nedenle kalsiyum sülfat bileşimine sahip olan jips hem topraklarda pH dengesini sağlamakta hem de bitkilerin iskelet yapılarında çok önemli olan kalsiyumu sağlamaktadır.(Kaynak Altarnatif tarım İnternet sitesinden alınmıştır) Kimyasal Bileşimi, CaSO4 . 2H2O Kristal Sistemi, Monoklinik Kristal Biçimi, Çoğunlukla ince-kalın levhamsı kristalli; kısa-uzun prizmatik, iğnemsi, masif, tanesel, lifsi İkizlenme, {100} yüzeyinde kırlangıç kuyruğu, {-101} yüzeyinde kelebek ikizleri çok tipiktir. Sertlik, 2 Özgül Ağırlık, 2.32 Dilinim, { 010} mükemmel Renk ve Şeffaflık, Renksiz-beyaz, sarımsı, yeşilimsi, kırmızımsı; şeffaf-yarı şeffaf Çizgi Rengi, Beyaz Parlaklık, Camsı Ayırıcı Özellikleri, Düşük sertliği ve dilinimi Bulunuşu,: Deniz suyundaki çözünülürlüğü halit ve anhidrit minerallerine göre daha zayıf olan ve evaporasyonda ilk çökelen mineraldir. Karbonatlı kayalarda piritin oksidasyonundan türeyen sülfirik asitin bulunduğu yerlerde ve bazı volkanik alanlarda da oluşabilir. İklim: Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
Nüfus Muhtarlık Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları: 2004 - İrfan Özbek 1999 - Ertuğrul Sevinç 1994 - İrfan Özbek 1991 - Remzi Özen
Altyapı bilgileri Köyde ilköğretim okulu vardır.Ancak eğitime kapalıdır Öğrenciler Sofular Köyündeki İlköğretim Okuluna Giderler.
Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.
Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur.
Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Kaynakça:
Maden Teknik Arama Ens. İnternet sitesi
Ahmet Mızrak Emekli Öğretmen Yüreğir /ADANA
Doç.Dr Zekiye Çağımlar Çukurova Ünüversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi • -Halk Kültüründe Törenler ve İnançlar
Namık Kemal MEMİŞ



©x
SONAY EMLAK ANKARA MAMAKTA SATILIK LÜKS DAİRELER

KİRALIK DAİRELER İŞ YERLERİ!

SATILIK ARSALAR TARLALAR VE ÇİFTLİK EVLERİ
İletişim : 0541 727 98 11 = Büro : 0212 727 98 11