19. Yüzyılda Bayburd’un İktisadî Yapısı
XIX. yüzyılda Bayburd’un iktisadî yapısını değerlendirirken yararlanılan iki önemli kaynak vardır. Bunlardan biri, 1260-1261/1844-1845 yılında yapılan temettü sayımlarını ihtiva eden temettuat defterleridir. Daha önce belirtildiği üzere XIX. asır ortalarında Bayburd’da on altı mahalle bulunmaktaydı ve bunlardan on ikisinde sadece Müslümanlar, üçünde sadece Hıristiyanlar ve Şingâh Mahallesinde her iki cemaat birlikte yaşamaktaydı. Bahsedilen dönemde varlığı tespit edilen mahallelerin tamamının temettuat defteri ne yazık ki mevcut değildir. Bayburd temettuatları içinde şehir merkezine ait sadece beş defter bulunmakta ve bunlar da, Müslümanların ikamet ettiği Cami-i Kebir, Kadızâde, Uzun Kadı, Ferecullah, Ahmed-î Zencânî, Veysel Efendi, Tuzcuzâde, Kaleardı ve Karasakal Mahallerinde meskûn Müslümanların temettü bilgilerini ihtiva etmektedir. Burada temettüsü mevcut mahalle sayısı her ne kadar dokuz ise de, yukarıda zikredilen ilk beş mahallenin bilgileri tek bir defterde, diğerleri müstakil defterde toplandığı için toplam defter sayısı beş adettir.
Temettuat defterlerinin tanzim edildiği dönemlere ait nüfus defterlerinden isimleri tespit edilen Karacivan, Şeyh Hayran, Veli Şaban ve Zâhîd Efendi gibi Müslümanların meskûn olduğu mahalleler ile gayrimüslimlerin meskûn olduğu Ciğerşin, Taş Mescid ve Galir mahalleleri ve iki cemaatin birlikte yaşadığı Şingâh mahallesinin temettuat kayıtları bulunmamaktadır.
İktisadi yapının ortaya konulmasında faydalanılan ikinci önemli kaynak ise, 1835-1839 yılları nüfus yoklamasını içeren, aynı tarihli biri icmal diğeri mufassal iki nüfus yoklama defteridir. İcmal defterinde, şehirde mevcut Müslüman veya gayrimüslim ahalinin yaşadığı bütün mahallerinin nüfus bilgileri bulunurken; mufassal defterde şehirdeki gayrimüslimlerin tamamının mesleki bilgileri de ortaya konulmuştur. Mufassal defterin özellikle Müslümanlara ait bilgilerin bulunduğu pek çok sayfası eksik olduğundan, bazı mahallelerde yaşayan Müslümanların detaylı bilgilerine ulaşılamamaktadır.
1835-1839 yıllarını kapsayan yoklama defterleri ile 1844-1845 yıllarında yapılan temettuat tahrirleri, hemen hemen aynı döneme tekabül ettiğinden, birinde eksik olan bir bilgiyi diğeriyle tamamlama imkânı elde edilebilmektedir. İcmal defterinde mahallelerin erkek nüfusu ayrıntılı olarak ele alınmışken; mufassalında ayrıca hane sayısı da verilmiştir. Mesela icmalde Ciğerşin Mahallesi erkek nüfusu 24 olarak kaydedilmiş, mufassalda nüfusa ek olarak mahallenin hane sayısı 12 olarak belirtilmiştir. Aynı şekilde Taşmescid Mahallesi erkek nüfusu 96, hane sayısı 37 olarak verilmiştir. Mufassalda Tuzcuzâde Mahallesinin nüfusu 191 kişi, temettuat defterinde hane sayısı 81’dir. Bütün bunlardan yola çıkılarak, Bayburd’un bu dönemdeki hane sayısı tahmini olarak belirlenebilmektedir. İcmal, mufassal ve temettuat defterlerinin herhangi birinde yazılı erkek nüfus ile yine defterlerin herhangi birinde kayıtlı hane sayıları matematiksel olarak birbirine bölündüğünde hane başına ortalama 2,4 erkek nüfus düştüğü görülmektedir. Tüm mahallelerin erkek nüfusu icmalde zaten kayıtlı olduğuna göre, erkek nüfus sayısı 2,4 ortalama değerine bölündüğünde hane sayısı tahmini olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, 76 erkek nüfusu bulunan Şeyh Hayran Mahallesinin tahmini hane sayısı (76:2,4) 32 etmektedir. Bu yöntemle yapılan hesap neticesinde XIX.yüzyıl ortalarında Bayburd şehir merkezinin yaklaşık 600 hane civarında olduğu söylenebilir. Yine defterlerde şehirdeki gayrimüslim hane sayısının kesin olarak olduğu bilindiğine göre, Müslümanların yaklaşık 479 hane olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır ki, bu da oran olarak gayrimüslimlerin % 20,1, Müslümanların % 79,9 haneye sahip olduğunu göstermektedir.
Gerçekten de ortaya çıkan bu sonuç, 1835 tarihli icmal defterindeki sonuçla hemen hemen aynıdır. Şöyle ki bahsedilen dönemde şehirde mevcut erkek nüfus 1.098 kişidir ve bunun % 21’i (296 kişi) gayrimüslimdir.
Şehrin iktisadî yapısının değerlendirilmesinde, 261 hane Müslüman ve 121 hane gayrimüslim aile reisinin verileri kullanılmıştır.
Şehrin gelir kaynakları ve dağılımı
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Bayburd’un ekonomik yapısını belirleyen üç temel unsur vardır. Bunlar, ziraî üretim geliri, hayvancılık geliri ve meslek gelirleridir. 1845 yılında elde edilen meslek gelirleri 53.526 kuruş olup (diğer gelirlerin % 49,8’i) toplam hasılanın nerede ise yarısı kadardır. En fazla meslek geliri elde edilen yer 18.520 kuruş hasılat ile Tuzcuzâde Mahallesi , ikinci 13.041 kuruş ile Cami-i Kebîr, Kadızâde, Ferecullah, Uzunkadı, Ahmed-î Zencâni mahalleleri6 ve üçüncü 9.130 kuruş hasılat ile Kaleardı Mahallesidir. Şehirdeki gelir kaynakları içerisinde hayvancılık gelirinin payı oldukça büyüktür. 1845’de hayvancılıktan 30.955 kuruş kazanç sağlanmıştır, hayvancılık gelirinin diğerlerine oranı % 28,8’dir. Hayvancılıktan en çok gelir elde edilen yer 12.050 kuruş hasılat ile Tuzcuzâde Mahallesidir. Tarla ve bahçeden oluşan ziraat geliri ise gelir kaynakları içerisinde son sırayı almaktadır. 1844 senesinde buğday üretiminden 15.125 kuruş, arpa üretiminden 5.100 kuruş, güzlük üretiminden 540 kuruş ve yonca ile korunga üretiminden 2.090 kuruş hasılat elde edilmiştir. Toplam 22.943 kuruş gelir sağlanan zirai bölümde ilk sırayı 9.460 kuruş ile Tuzcuzâde Mahallesi almaktadır. Hane başına düşen ortalama yıllık gelir 411,5 kuruştur, hane reislerinin büyük bir kısmının yıllık kazancı ortalama gelirin altındadır. Bunun yanında yıllık kazançları ortalama gelirin iki katı olan hanelere de rastlanmaktadır.
Şehirde yaşayan aile reislerinin meslekleri ve gelir kaynakları
Toplumu meydana getiren bireyin icra ettiği mesleği, ailesinin sosyal statüsüne ve gelir seviyesine tesir eden önemli bir etkendir. Çağdaş sosyolojide meslek, fertlerin geçimini sağladıkları genel sosyal statülerini belirleyen ve kendine özgü kanunî ve ahlakî kuralları olan izafi, sürekli bir hayat tarzı olarak tanımlamaktadır.
XIX. yüzyıl ortalarında Bayburd şehir merkezinde yaşayan hane reisleri; ticaretle uğraşanlar, taşımacılar, esnaflık yapanlar, zanaat sahipleri, ziraatla uğraşanlar, işçiler, görevliler ve diğer meslek kollarında faaliyet gösterenler olmak üzere sekiz grupta değerlendirilmiştir.
Taşımacılar
Trabzon-Tebriz yolu üzerinde bulunan Bayburd’un, sahip olduğu coğrafi konuma rağmen, taşımacılık faaliyetinde fazla ilerleyemediği görülmektedir. Taşımacı olarak isimlendirilen meslek kolunda çalışanlar, katırcı, merkepçi, kiracı ve sürücülerdi. Şehir içi ve şehirlerarası yolcu, yük ve eşya taşıyan kişilere, bu işte kullandıkları hayvanlara izafeten katırcı veya merkepçi denilmekteydi. Aktif olarak taşıma işini yapmayıp, mevcut hayvanını bu işte kullandıranlar kiracı,12 başkasına ait hayvanı belirli bir meblağ karşılığı sürme işini yapanlar da sürücü olarak anılmaktaydı.
Şehirde tahriri mevcut 382 hane reisinden 10 kişi katırcı, 2 kişi kiracı ve 3 kişi de sürücü olmak üzere 15 kişi taşımacılık sektöründe çalışmaktaydı. En çok taşımacı 6 kişiyle Kaleardı Mahallesinde bulunmaktaydı.13 Bunu sırasıyla, Cami-i Kebir Mahalle grubu14 (4 kişi), Veysel Efendi Mahallesi15 (3 kişi), Kaleardı Mahallesi16 (2 kişi) ve Tuzcuzâde Mahallesi (1 kişi) takip etmekteydi. Tamamı Müslümanlardan oluşan taşımacıların yıllık ortalama geliri 237 kuruş olup, en yüksek gelir 350 kuruşla Kaleardı Mahallesindeki bir katırcıya aitti. Taşımacıların büyük çoğunluğunun meslek geliri yanında hayvancılık geliri de bulunmaktaydı.
Ticaretle uğraşanlar
Temettuat defterlerinde, şehirde çeşitli iş kollarında hizmet veren esnaf ve hizmetkârlıkla geçimini temin eden bir kısım aile reisleri erbâb-ı ticaretten idüğü biçiminde kaydedilmiştir. Zanaat erbabı icra ettikleri işe göre sınıflandırıldığından ticaret grubuna dahil edilmemiştir. Bayburd’da doğrudan mesleği ticaret olarak yazılı ve tüccarlık yapan üç hane reisi vardı. Bunların ikisi Tuzcuzâde Mahallesinde, biri Veysel Efendi Mahallesinde yer almaktaydı. Tuzcuzâde’deki tüccardan biri senelik 1.700 kuruş kazanmışken, diğeri 850 kuruş hasılat sağlamıştı. Veysel Efendi’deki tüccar ise senelik 380 kuruş gelir elde etmişti. Şehirde 121 hane gayrimüslim arasında tüccar olarak kayıtlı hane reisine rastlanmamaktadır.
Zanaat sahipleri
Temettuat tahrirlerine göre, şehirdeki zanaat sahiplerini, dokuma iş kolunda çalışanlar, giyim eşyası üretenler, madeni eşya üretenler ve ağaç sanayinde çalışanlar olmak üzere dört grupta değerlendirmek mümkündür. Erzurum salnâmelerinde, şehirde kılıççı, tüfenkçi, bakırcı, demirci, saraç kuyumcu ve haffâf gibi zanaat sahipleri olduğu yazılıdır. Ali Cevad eserinde Bayburd’da, bazı ufak tefek gümüş avâni (kap kaçak) ile seccade ve kilim gibi masnuatı (sanatkarane yapılan şeyler) dahi makbuldur denilmektedir. Bunların yanında Bayburd’da, döşemelik yan ve orta kilim ve seccadelerle, çorap ve tozluk üretilmekteydi.
Dokuma iş kolunda çalışanlar
Bayburd yüzyıllardan beri kilim, keçe ve seccadeleri ile bilinmektedir. Nitekim XVII. yüzyıl ortalarında şehre gelen Evliya Çelebi eserinde buna yer vermekte ve Bayburd’un kilim, keçe ve seccadelerinin meşhur olduğunu ve buradan her tarafa gittiğinden övgüyle söz eder. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiler XIX. yüzyıl sonlarında kaleme alınan eserlerde de dile getirilmektedir.
Bayburd’da yapılan dokumacılık (culeha-culfa) faaliyetleri Erzurum vilayet salnâmelerinde de yer almakta ve burada döşemelik yan ve orta kilim, seccade, çorap ve tozluk imal edildiğinden bahsedilmektedir. Temettuat kayıtlarında, bezzazlık, mutaflık (muytab) ve boyacılık gibi dokuma iş kollarında çalışan 19 hane reisi bulunmaktaydı. Toplam hane içinde % 5’lik bir orana sahip olan sektörde, en fazla faaliyet gösterenler 17 kişi ile bezzazlardı. Halkın bez ve mensucat ihtiyaçlarını karşılayan bezzazların 10’u Müslümanlardan, 7’si gayrimüslimlerdendi. Bezzazların yıllık ortalama kazancı 410 kuruş olup, en yüksek hasılatı 620 kuruşla Cami-i Kebir mahalle grubundan bir bezzaz sağlamıştı. En düşüğü ise 250 kuruşla Karasakal Mahallesindeki bezzaza aitti.
En fazla bezzaz üçer hane reisi ile Tuzcuzâde, Karasakal ve Şingâh Mahallesinde bulunurken, Cami-i Kebir grubu ve Veysel’de ikişer ve Ciğerşin ve Taşmescid Mahallesinde birer hane reisi bezzazlık yapmaktaydı. Keçi kılından dokuma ve örme işini yapan muytab (mutaf) sayısı sadece bir hane olup, o da Tuzcuzâde Mahallesinde ikamet etmekteydi. Muytabın senelik 300 kuruş geliri vardı. Halı, kilim ve seccadeleri meşhur olan Bayburd’da bu tür malzemelerin boyaması işiyle uğraşan tek bir boyacı bulunmaktaydı. Boyacının senelik hasılatı 250 kuruştu.
Giyim eşyası üretenler
Şehirde giyim eşyası üretenler, dikici, kaffâf (ayakkabı yapıp satan), urbacı (elbise diken), çulha, abacı ve terzi mesleklerini icra edenler olmak üzere altı gruba ayrılmaktadır.
Toplam hane içinde % 4 oranına sahip (16 aile reisi) iş kolunda, en fazla yer alan zanaat kolu 6 kişi ile terzilik idi. Şingâh, Taşmescid ve Ciğerşin mahallelerinde sakin gayrimüslimlerin icra ettiği terziliği, 4 kişi ile urbacılar takip etmekteydi.31 Senelik 150 ila 250 kuruş arasında kazançları bulunan urbacılardan ikisi Cami-i Kebir grubunda, ikisi de Tuzcuzâde Mahallesinde yer almaktaydı. Ayakkabıcılık ile geçimini temin eden iki aile reisi vardı, yıllık 250 ila 400 kuruş arasında hasılatı bulunan kaffâflardan biri Kaleardı, diğeri Karasakal Mahallesinde bulunmaktaydı. Giyim eşyası üreten iş kolunda bunlardan başka abacı ve culhacılık yapan ikişer kişi ve dikici ve kürkçülük yapan birer kişi bulunmaktaydı. Giyim sektöründe çalışan 16 kişinin 9’u gayrimüslim, 7’si Müslümanlardan oluşmaktaydı.
Madenî eşya üretenler
Temettü kayıtlarından anlaşıldığına göre bu sektörde faaliyet gösteren Müslüman ahali bulunmamaktadır. Nüfus defteri verilerine göre, demircilik, nalbantlık ve kuyumculuk işiyle gayrimüslimler uğraşmaktaydı. Şehirdeki tüm haneler içinde % 7, gayrimüslim haneler içinde % 21’lik bir orana sahip olan bu grupta, demircilik, nalbantlık, kuyumculuk ve kazancılık mesleklerini icra edenler vardı. Sektörde 12 kişi ile demirciler ilk sırada yer alırken, nalbantlar (7 kişi) ikinci, kuyumcular (4 kişi) üçüncü ve kazancılar (3 kişi) son sırada yer almaktaydı.
Ağaç sanayinde çalışanlar
Dülger ve neccardan müteşekkil sektörde faaliyet gösteren hane reisi sayısı 4 kişi olup, bunların 3’ünü Müslümanlar, 1’ini gayrimüslimler meydana getirmekteydi. Cami-i Kebir Mahallesinde sakin neccar yılda 250 kuruş kazanmışken, Galer Mahallesindeki gayrimüslim neccarın durumu evsat olarak kaydedilmiştir. Kaleardı Mahallesinde sakin olan 2 dülger ise, 200 ila 300 kuruş senelik gelire sahipti.
Esnaf
Şehirde yaşayan esnafı gıda iş kolunda çalışanlar ve keyif verici malzeme satanlar olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür. Her iki kolda hizmet veren esnafın, hiç şüphesiz en önemli müşterisi şehir ahalisi idi. Bundan başka köylerde yaşayan insanlar da yılın belirli zamanlarında şehre geldiklerinde, ihtiyaçları olan öteberiyi aynı esnaftan satın almaktaydı.
Köylerin şehre olan uzaklığı ve dönemin ulaşım imkânları, ihtiyaçlarının temini hususunda köylüyü zor durumda bırakmaktaydı. Herhangi bir malzemeye ihtiyaç duyulduğunda, köyünde bunu karşılayamayan insanlar-köylerin çoğunda bu imkansızdı-şehre gitmek zorunda kalıyor ve bu da zamanın şartlarından ötürü çeşitli sıkıntılara sebebiyet veriyordu. Köylünün bu tür sıkıntıları, belirli zamanlarda köylerine giden ve çerçi adı verilen gezici satıcılar vasıtasıyla bir nebze giderilebiliyordu. Çerçilerin veya dışardan gelen tüccarın köylere çıkması, köylüyü rahatlatmakta ise de şehir esnafı buna rıza göstermemekteydi.
Nitekim 6 Şevvâl 1266/14 Ağustos 1850 tarihli bir belgeden anlaşıldığına göre, Bayburd esnafı şehre her yıl gelen ve köylere kadar gidip ellerindeki malzemeleri satan tüccardan şikayetçi olmuştur. Esnafa göre bu tüccar takımı, her yıl şehre gelmekte ve yanlarında getirdikleri malların bir kısmını şehirde, bir kısmını da köylerde satmaktalar ve bunun karşılığında devlete herhangi bir vergi de ödememektedirler. Şikâyetin devamında esnaf, şehirde yerli esnafın vergi ödediğini bu satıcılar yüzünden mallarını satamadıklarını ve mağdur olduklarını dile getirmişlerdir. Esnafın meseleye, dışardan gelen tüccar köylere çıkmasın, ellerindeki malzemeleri taliplisine toptan versin. Eğer ille de köylere çıkıp çerçiciler gibi mallarını parça parça ya da endaze ile satmak isterlerse, onlardan da, bizden alındığı gibi vergi alınsın şeklinde bir çözüm önerisi getirmiştir. Erzurum valiliği meselenin tahkik edileceğini bildirmişse de, problemin ne şekilde halledildiğine dair bir kayda rastlanmamıştır.
1828-1829 Osmanlı-Rus harbi Bayburd’u pek çok yönden olumsuz bir şekilde etkilediği gibi, ticaret ve ekonomisine de darbe vurmuştur. Daha önce değinildiği üzere savaş akabinde Ruslar, Bayburd’dan 143 hane Ermeni’yi de yanlarında götürmüşlerdi. Şingâh, Galir ve Ciğerşin mahallelerinden götürülen 40 hanenin 12’sinin (% 30) demirci, kuyumcu, debbağ, ihramcı ve semerci gibi zanaat sahibi esnaf olmasının şehrin ekonomisine negatif etkisi küçümsenmeyecek kadar önemlidir.
Gıda iş kolunda çalışanlar
XIX.yüzyıl ortalarında ekonomik olarak köy ve şehir özelliklerinin her ikisini de gösteren Bayburd’da, temettü kayıtlarına göre, hemen hemen her ailenin, süt, yoğurt ve süt mamulleri ihtiyacını karşılayacak ölçüde küçük ya da büyükbaş hayvan beslediği anlaşılmaktadır. Mesleği ziraatçı olanların da hayli kalabalık oluşu, şehirde gıda sektörünün gelişmesini engellemiştir.
Bakkallar, fırıncı ya da ekmekçiler, sucu, attar ve hayvan yemi satan alaftar, gıda iş kolunda faaliyet gösteren esnafı teşkil etmekteydi. Gıda iş kolu 57 kişilik sayı ve %15 oranla en fazla istihdamın olduğu sektör özelliğini taşımaktaydı.
Senelik ortalama 241 kuruş hasılatın elde edildiği bakkallıkta, en düşük gelir 100 kuruş en yüksek gelir 360 kuruştu. Bakkalların % 92 gibi çok büyük bir bölümünü Müslümanlar teşkil etmekteydi. 36 Müslüman bakkalın bulunduğu sektörde, gayrimüslim bakkal sayısı 3 kişiden ibaretti.
Halkın günlük ekmek ihtiyacını karşılayan ve temettü kayıtlarında fırıncı, nüfus defterinde ek/tmekçi olarak anılan 4 aile reisi vardı. Veysel Efendi, Karasakal, Ciğerşin ve Taşmescid mahallerinde birer ekmekçi ya da fırıncı bulunmaktaydı. Fırıncılar senede 210 ila 230 kuruş kazanmaktaydı. Halkın temel ihtiyaçlarından biri olan ekmek işiyle uğraşan ve pişirdikleri ekmekler nân-ı azîz olarak adlandırılan fırıncıların, halk nezdinde diğer esnaftan ayrı bir yeri bulunmaktaydı. Devletin merkezinde bu işi yapanlar belirli bir nizamnameye tabi oldukları halde 1890 tarihinde Bayburd fırıncılarının tabi olacakları herhangi bir nizamnameleri bulunmadığı görülmektedir. Fırıncı esnafının uyması gereken kuralları belirten nizamnamenin bulunmayışı, yöneticilerle esnaf arasında sıkıntıya sebep olmakta ve bunun zararını da halk çekmekteydi. Nitekim 1890 yılında Bayburd şehir merkezinde faaliyet gösteren fırıncılar, yönetime hiçbir şekilde danışmadan çeşitli gerekçeler öne sürerek fırınlarını bir süre kapatmışlar ve halkı ekmeksiz bırakmışlardır. İstanbul fırıncılarının tabi oldukları bir nizamname bulunduğundan, bu işin cezası da nizamnamede yer almakta ve şehir yönetimi de gerekli yaptırımı uygulayabilmekteydi.
1890 yılında meydana gelen dükkan kapatma eylemleri üzerine, Bayburd kaymakamı Esseyyid Mehmed İzzet Bey, Erzurum Valiliği aracılığıyla Dahiliye Nezareti nezdinde girişimlerde bulunmuştur. Kaymakam Bey, Bayburd fırıncılarının dükkanlarını kendi isteklerine göre kapattıklarını ve böylece daha önce belediyeye vermiş oldukları taahhütleri hiçe saydıklarını ifade ettikten sonra da, belediyenin bu eylemi gerçekleştirenlere ancak beşer beşlik nakdî para cezası kesebildiğini dile getirmiştir. İzzet Bey, ekmek üretiminin diğer işlerden ayrı bir öneme sahip olduğunu “etmek tabh ve imalı havayic-i zarururiye-i umumiyenin en birincisidir” sözleriyle açıklamıştır. Yani Kaymakam İzzet Bey, ekmeğin bütün insanların en zaruri ihtiyaçları olduğunu ve bu yüzden fırıncıların ayrı bir değere sahip olduklarını dile getiriyordu. İzzet Bey, bu sorunun çözümü için şunu öneriyordu: Bir fırıncı için böyle bir meselede kesilen beş beşlik para cezası fırıncının “hal ve iktidarının dahilinde bulunmaktadır”, bunun için tek çözüm yolu, Bayburd kazasında da tıpkı İstanbul ve bilâd-ı selasede olanlar gibi fırıncıların bir nizamnameye tabi olmaları sağlanmalıdır. İzzet Bey, böyle bir nizamname çıkarıldığında “hem taşra etmekçileri İstanbul etmekçileri gibi inzibat dairesine girecek ve hem de bu yüzden çıkan problemlerin önüne geçilmiş olacaktır” diye düşünmekteydi. Böylece Kaymakam İzzet Bey, halkın en temel ihtiyacı karşısında keyfi davranışların önüne geçmek istemiştir.
Şehirde biri Tuzcuzâde, ikisi Karasakal Mahallesinde olmak üzere 3 kasap vardı. Tümü Müslüman olan kasaplar, 160 ila 500 kuruş arasında senelik gelir elde etmekteydi.
Güzel koku ve baharat gibi malzemeleri satma işi olan attarlık mesleği ile geçimini temin eden iki hane reisi olup, bunlar Cami-i Kebir mahalle grubunda ikamet etmekteydi. Her ikisi de Müslüman olan attarların yıllık kazançları 310’ar kuruştu.
Şehirde su satan ve sucu olarak nitelendirilen tek bir aile reisi vardı. Sucunun yıllık kazancı 160 kuruştu. Şehirde özellikle yolcu ve misafirler için hizmet verdiği düşünülen bir kebapçı bulunmaktaydı. Kebapçının senelik kazanç miktarı bilinmemekle beraber cizye geliri yönünden durumu orta (evsat) olarak kaydedilmişti.
Gıda iş kolunda değerlendirilen diğer bir meslek de alaftarlıktır. Hayvancılığın yaygın olduğu yörede, çiftçilerin hayvanlarının yem ihtiyacının karşılayan 3 alaftar vardı. Tümü Müslüman olan alaftarlar senede 240, 250 ve 400 kuruş gelir elde etmekteydi.
Keyif verici madde satanlar
Bayburd merkezde 7’si kahveci, 1’i dühancı (tütüncü) olmak üzere 8 hane reisi bu grupta çalışmaktaydı. Şehirdeki tek tütüncü Ciğerşin Mahallesinde mukim bir gayrimüslim idi. Tamamını Müslümanların oluşturduğu kahveciler senede 140 ila 250 kuruş arası gelir elde etmekteydi.
Deri iş kolunda çalışanlar
Dericilik ile ilgili alanda 17 aile reisi faaliyette bulunmaktaydı. Bunlardan 10 kişi Müslümanlardan, 7 kişi de gayrimüslimlerdendi. Debbağlık, semercilik ve saraçlık deri iş kolunu oluşturan mesleklerdi.
Şehirde 5’i Müslüman, 4’ü gayrimüslim 9 debbağ bulunmaktaydı. Başta koyun ve keçi olmak üzere hayvan derilerini işleyip çeşitli malzemeler imal eden debbağlardan Müslüman olanların biri Tuzcuzâde’de, diğer dördü Karasakal Mahallesinde yaşamaktaydı. Gayrimüslim debbağların ikisi Ciğerşin’de, biri Şingâh’da ve biri de Taşmescid’de yer almaktaydı. Debbağlar arasında en yüksek gelir 400 kuruştu.
At ve sair hayvanların koşum takımlarını yapıp satan 5 semerci bulunmaktaydı. Semercilik ile geçimlerini temin edenlerden üçü Taşmescid Mahallesinde sakin gayrimüslimler, diğer ikisi ise Veysel ve Tuzcuzâde Mahallesinde bulunan Müslümanlardı. Semerciler yılda ortalama 200 kuruş kazanmaktaydı.
Saraçlıkla geçimini sağlayan üç aile reisi bulunmaktaydı. Tamamı Müslüman olan saraçların yıllık ortalama kazançları 200 kuruştu.
Temizlik ve barınma alanında çalışanlar
Ticaret yolu üzerinde bulunan Bayburd’a, şehre gelen yolcuların ikametleri için günümüzdeki otellerin işlevini gören hanlar mevcuttu. Ayrıca şehirde Türk kültürünün vazgeçilmez öğelerinden biri olan hamamlar bulunmaktaydı. Berberler de bu grupta ele alınmaktadır.
Şehirde mevcut 261 Müslüman hane içinde 5 hane reisi hancı, 2 hane reisi hamamcı, 2 hane reisi berber ve 1 hane reisi hamam natırı bulunmaktaydı. Senelik 260 ila 280 kuruş geliri olan hamamcılar Cami-i Kebir mahalle grubunda yer alırken, senelik 160 ila 800 kuruş arası kazançları olan hancıların üçü Cami-i Kebir grubu, biri Veysel ve biri de Karasakal Mahallesinde yer almaktaydı.
Mevcut kayıtlara göre şehirde berberlik yapan iki kişi vardı ve bunlardan biri Karasakal diğeri Kaleardı Mahallesinde sakin Müslümanlardı. Berberlerin yıllık kazançları 160 ila 320 kuruştu. Bunların dışında sektöre dahil edilebilecek bir diğer meslek de faraşlıktı. Ciğerşin ve Taşmescid mahallerinde birer gayrimüslim farraş vardı. Cami-i Kebir sakinlerinden olan natırın yıllık kazancı 110 kuruştu.
İşçiler
Temettuat kayıtlarına göre şehirde yaşayan 261 Müslüman hane arasında hizmetkârlık, çobanlık ve biçicilik alanında faaliyet gösteren ve işçi olarak değerlendirilen hane reisi sayısı 50 kişiden ibaretti. Nüfus yoklama defterinde mevcut 121 hane gayrimüslim arasında bu gruba dahil edilecek hane reisi bulunmamaktadır.
Müslüman haneler içinde % 20 oranında bulunan işçi grubu içinde en fazla yer alan meslek kolu, 46 kişi ile (% 96) hizmetkârlıktı. Şehirde en fazla hizmetkâr 29 kişi ile Tuzcuzâde Mahallesinde bulunurken, bunu 8 kişi ile Cami-i Kebir grubu, 6 kişi ile Kaleardı ve 3 kişi ile Veysel Mahallesi takip etmekteydi. Ortalama 209 kuruş yıllık geliri bulunan hizmetkârlar arasında en düşük gelir 120 kuruş, en yüksek 300 kuruştu.
İşçi grubunda değerlendirilen ikinci meslek çobanlıktır. Keçi ve koyun gibi küçükbaş ve inek ve camuş gibi büyükbaş hayvanları nakit para veyahut hububat karşılığı otlatarak hayatlarını temin eden iki çoban bulunmaktaydı. Senelik hasılatları 160 ila 250 kuruştu. Tuzcuzâde sakinleri arasında yer alan bu çobanların dışında gruba dahil edilebilecek yine aynı mahalle sakinlerinden iki kişi de biçicilik yapmaktaydı. Hasat mevsimi başkalarına ait tarlaları dönemin biçme aletleri ile biçen, biçiciler senede 120 ila 180 kuruş kazanmaktaydı.
Ziraatla uğraşanlar (çiftçiler)
Şehirde yaşayan hane reislerinin pek çoğunun muhtelif köylerde arazileri vardı ve bir kısmı buradan elde ettiği hasılatla geçimini sağlarlardı. Temettü kayıtlarında meslekleri erbâb-ı ziraattan idiğü şeklinde belirtilen çiftçiler, muhtemelen ilkbahar ya da yaz aylarında tarlaları olan köylere gitmekte ve harman sonrası şehre geri gelmekteydi. Bir kısmı da tarlalarını köyde yaşayan komşularına icar/kiralamakta ve aldığı kira geliri ve kendi beslediği hayvanlardan elde ettiği hasılatla geçinmekteydi. Bir kısmı da Kaleardı Mahallesi gibi yerlerde mevcut tarlasını ekip biçmekteydi. Çiftçilerin dışında gruba dahil edilebilecek, yine toprakla alakalı bahçeci, bostancı ve değirmenci meslekleri bulunmaktaydı. Bayburd merkezde yaşayan ve kaydı mevcut olan 382 hane içinde 44 hane reisi (% 12) ziraatla uğraşmaktaydı. Kaleardı Mahallesi ziraata en elverişli yer olup, en fazla çiftçi burada bulunmaktaydı (15 kişi). Bunun yanında Tuzcuzâde Mahallesinde 14, Cami-i Kebir grubunda 4, Karasakal Mahallesinde 2 ve Veysel Mahallesinde 1hane reisi ziraatla iştigal etmekteydi. Ziraatçılar işledikleri arazinin büyüklüğüne göre değişen oranda 117,5 kuruş ila 1.126 kuruş arasında arazi geliri elde etmekteydi.
Karasakal Mahallesinde iki aile reisi bakçeci/bahçeci olarak kaydedilmişti. Bu kişilerin kendilerine ait bahçeleri mi işlettiği, yoksa başkasına ait bahçede bahçıvanlık mı yaptığı kesin olarak anlaşılmamaktadır. Senelik kazançları 150 ila 160 kuruştu.
Mesleği değirmenci olan hane reisi sayısı 4 olup, bu kişiler senede 110 kuruş ila 500 kuruş arasında gelir elde etmekteydi. Ziraatçılar içinde bostancılık yaparak geçinen ikisi Veysel, biri Tuzcuzâde’de olmak üzere 3 Müslüman hane reisi vardı. Yıllık kazançları 100-110 ve 200 kuruştu.
Görevliler
İdarî görevliler
Kayıtlara göre şehirde idarî görev yapan 8 hane reisi bulunmaktaydı. Tanzimat’la birlikte mahalle yönetiminde aktif rol oynayan 4 muhtar, 1 mukayyid/kayıt memuru, yapılan düzenlemeleri halka duyurmakla görevli olan 2 dellâl ve Hıristiyan ahalinin idarî yöneticilerinden 1 karabaş şehirdeki idarî görevlileri oluşturmaktaydı.
Muhtarların yaptıkları görev karşılığı herhangi bir ücret almadıkları ve diğer aile reisleri gibi besledikleri hayvan geliri veya varsa ticaret ürünleri ile geçimlerini sağladıkları anlaşılmaktadır. Senede 150 kuruş kazançları olan dellâllardan biri, Tuzcuzâde diğeri Kaleardı Mahallesinde bulunmaktaydı. Hıristiyanların idarecilerinden olan Karabaş ise Taşmescid Mahallesinde ikamet etmekteydi.
Eğitim görevlileri
XIX.asırda Bayburd’da mevcut Yakutiye, İkbaliye, Mahmudiye başta olmak üzere birçok medrese vardı. Medreselerde eğitim-öğretim hizmeti veren ve müderris olarak adlandırılan pek çok kişi bulunmasına rağmen, temettü kayıtlarında sadece iki dersiama rastlanmaktadır. Medreselerde okuyan kişiler de kayıtlarda talebe-i ulûm şeklinde yer almıştır. Şehirde talebe-i ulûm olarak yazılı 14 hane reisi bulunmaktaydı. Tahrirlerden anlaşıldığı kadarıyla talebelerin bir kısmının geçimlerini temin etmeleri için diğer aile reisleri gibi hayvan besledikleri, tarla ekip biçtikleri görülmektedir. Bir kısım talebelerin de hiçbir nesneleri olmadığından başkalarının yardımıyla geçindiği anlaşılmaktadır. Dersiamlar senede 120 ila 160 kuruş kazanmaktaydı.
Din görevlileri
Temettü kayıtlarında muhtelif camilerde halka din hizmeti veren 8 görevli bulunmaktadır. Bunlardan biri müezzinlik, diğerleri imamlık yapmaktaydı. İmamlardan sadece ikisinin yaptıkları hizmet karşılığı, imamet ücreti aldıkları (160 ila 300 kuruş arası), diğerlerinin ise sıradan aile reisleri gibi geçimlerini temin yoluna gittikleri anlaşılmaktadır.
Diğer iş kollarında faaliyet gösterenler
Şehirde yaşayan iki hane reisi gelir kaynağı ve geçim şekli bakımından diğer hane reislerinden ayrı bir özellik sergilediğinden farklı bir kategoride değerlendirilmiştir. Bunlardan biri purutluktan diğeri güzeştecilikten geçimini sağlamaktaydı. Topraktan kap-kaçak ve çanak-çömlek yapma işine purut, bu işi icra edene de purutçu denilmekte olup,58 şehirde bu işi yapan tek hane reisi Veysel Efendi Mahallesinde bulunmaktaydı. Purutun senelik kazancı 300 kuruştu.
Tuzcuzâde Mahallesinde sakin bir hane reisinin tek gelir kaynağı akçe güzeştesi olup, senede 300 kuruş hasılatı bulunmaktaydı. Mahallenin 68. hanesinde sakin olan Aziz bin Süleyman’ın durumu, temettuat defterinde “Aziz bin Süleyman’ın akçesinden maada hiçbir nesnesi olmayub fakad akçe faiziyle bâlada müsteban olunduğu vechle ma‘lum’ul mikdar akcesiyle sâlibâl idare ve geçinmekde bulunmuş olduğu işbu zeyl varak kayd ve şerh verilmişdir.” İzahatıyla ortaya konulmuştur. Buradan anlaşıldığı kadarıyla bahsi geçen şahıs, geçimini sağlayacak başka bir şeyi olmayıp, mevcut parasının faiziyle hayatını idame ettirmektedir.
Mesleği olmayanlar
Daha öncede değinildiği gibi, temettuat ve nüfus yoklama defterlerinde aile reislerinin icra ettikleri meslekler, isimlerinin üzerine yatay bir şekilde yazılmıştır. Müslümanlara ait 261 hane içerisinde 13 hane reisinin, 121 hane gayrimüslimden 51’inin meslek bilgisi kaydedilmemiş yani belirsizdir. Müslüman hane reislerinin her ne kadar meslek bilgisi bulunmasa da bu kişilerin bir kısmının muhtelif köylerde arazileri olduğu, bir kısmının şehirde kiraya verdiği dükkân ve mağazaları bulunduğu anlaşılmaktadır. Mesleği olmayanları gelirlerine göre yeniden sınıflandırmak gerekirse, bunlardan 8 kişinin ziraatçı, 5 kişinin ticaret erbabı sayılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Temettü kayıtlarında bunların dışında, gerçekten geçimlerini temin edecek herhangi bir hayvanı ya da arazisi olmayıp kayıtlardaki şekliyle hiçbir nesnesi olmadığından şunun bunun ianesi ile geçinmekte olan 5 hane reisi bulunmaktaydı. Bu kişiler komşu ve akrabalarının yardımları ile hayatlarını sürdürmekteydi.
Gayrimüslimlerden de 7 hane amelmande (çok yaşlı, sakat, hasta ya da iş yapamaz durumda olan) olarak kaydedilmiştir.
Şehirdeki bina ve işletmeler
Temettuat defterlerinde aile reislerinin meslek bilgileri yanı sıra, sahip oldukları dükkân, mağaza, kahvehane, han, değirmen, bezirhane gibi bina ve işletmeler hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Tahrirlere göre, bina veya işletme sahibi hane reisleri, bu yerleri kendileri kullandığı gibi, bir başkasına kiraya/icar da verebilmektelerdi.
1844-1845 yıllarında şehirde temettuat kaydı bulunan hane reislerinin, gelir getiren 108 adet dükkân ve mağaza türü binası bulunmaktaydı. Hane reisleri bu binalarda kendi mesleklerini icra edebildikleri gibi, bir başkasına kiralama yoluna da gidebilmektelerdi. Hane sahiplerinin kiraya verdiği dükkân veya diğer binaların senelik icar bedelleri, temettuat defterlerinde ilgili kişinin gelirleri bölümüne ayrıca kaydedilirdi.
Şehirde mevcut 108 bina ya da işletme arasında en fazla olanı 67 adetle dükkânlardı. Senede toplam 3.085 kuruş kira geliri elde edilen bu dükkânların yarıya yakını (30 adet) Cami-i Kebir mahalle grubunda yer almaktaydı. Karasakal Mahallesinde 13, Tuzcuzâde Mahallesinde 12 ve Kaleardı Mallesinde 11 adet dükkân bulunmaktaydı. Veysel Efendi Mahallesinde ise tek bir dükkân mevcuttu.
Dükkânların senelik ortalama kira geliri 46 kuruş olup, en düşük kira gelirli dükkân 15 kuruşla Tuzcuzâde Mahallesinde bulunurken, en yüksek gelirli ise 150 kuruşla Kaleardı Mahallesinde yer almaktaydı. Dükkânlardan 13’ünün yıllık icar geliri, ortalama değerin altında, diğerleri ortalamanın üzerindeydi.
Şehirde muhtelif mahallelerde yer alan 13 kıt’a bahçe, en fazla kira geliri sağlanan ikinci üründü. Yıllık toplam 695 kuruş icar elde edilen bahçelerin ortalama senelik kira bedeli 53 kuruştu. En düşük kira geliri 15 kuruşla Karasakal Mahallesinden elde edilmişken, en yüksek gelir ise 150 kuruşla Tuzcuzâde Mahallesinden sağlanmıştı. Bahsi geçen 13 bahçenin sadece 4 tanesi, ortalama kira geliri üzerinde gelir getirmişti.
Şehrin çeşitli mahallelerinde yer alan 7 adet mağaza bulunmaktaydı. Mağazalardan birinin mutaf tarafından kiralandığı kayıtlarda yer alırken, diğer mağazalarda hangi meslek kollarının icra edildiği bilinmemektedir. Mağazalardan 5’i Tuzcuzâde Mahallesinde, 1’i Cami-i Kebir grubunda ve 1’i de Karasakal Mahallesinde idi. Senelik ortalama 41 kuruş kira geliri olan mağazaların içinde, en az gelir sağlananı 30 kuruşla Tuzcuzâde Mahallesinde, en yüksek gelir elde edileni ise 60 kuruşla Karasakal Mahallesinde yer almaktaydı.
Temettuat defterleri içinde Bayburd’da kahvehane olarak kullanılan 6 bina bulunmaktaydı. Bunlardan 3’ü Karasakal Mahallesinde, 3’ü de Cami-i Kebir grubundaydı. Kahvehanelerin senelik ortalama kira geliri 137 kuruş olup, iki kahvehaneden bu ortalamanın üzerinde hasılat sağlanmıştı. Kahvehaneler içinde en yüksek gelir, 200 kuruşla Karasakal Mahallesinde, en düşük geliri ise 100’er kuruşla Cami-i Kebir ve Karasakal Mahallesinde idi.
Ziraatın ekonomide büyük ağırlığının bulunduğu Bayburd’da, aile reislerinin sahip olduğu 4 asiyab (su değirmeni) mevcuttu. 261 hane reisi içinde ziraatla geçinen 44 kişi ve köylerde yaşayan çiftçiler, gerek kendi ekmek ihtiyaçları gerekse fırınların ihtiyacı için, ürettikleri hububatları değirmenlere götürür burada una dönüştürürlerdi. Değirmenlerden üçü Tuzcuzâde Mahallesinde, biri Karasakal Mahallesinde sakin hane reisleri tarafından kiraya verilmişti. Yıllık ortalama 203 kuruş icar geliri bulunan değirmenlerden, en düşük gelir 60 kuruşla Karasakal Mahallesinden sağlanırken, en yüksek gelir ise Tuzcuzâde Mahallesinden elde edilmişti. Buradaki değirmen üç gözlü olup senelik kira geliri 500 kuruştu.
Ticaret yolu üzerinde bulunan Bayburd’da, mevcut tahrirler içinde 5 han bulunduğu anlaşılmaktadır. Yolcuların ikametine hizmet eden hanlardan üçü Cami-i Kebir grubunda, ikisi Karasakal Mahallesinde yer almaktaydı. Hanların yıllık ortalama 420 kuruş kira geliri olup, Cami-i Kebir grubundakilerin senelik 367’şer kuruş, Karasakal Mahallesindekilerin ise 500’er kuruş icar bedeli vardı.
Şehirde bunların dışında Veysel Efendi Mahallesinde iki vakıf dükkânı ve bir vakıf bahçesi bulunmaktaydı. Vakıf dükkânlarının yıllık kira geliri 55’er kuruş, bahçenin 200 kuruştu. Tuzcuzâde Mahallesinde bir adet bezirhane bulunmakta ve yılda 250 kuruş hasılat sağlanmaktaydı. Yine aynı mahallede kiraya verilmiş bir ev/hane bulunmakta ve senede 30 kuruş kira bedeli alınmaktaydı. Tuzcuzâde’deki fırından da 250 kuruş icar bedeli alınmaktaydı. Temettuat kayıtlarına göre, XIX.yüzyıl ortalarında şehirde ikamet eden 261 Müslüman hane reisinin şehrin muhtelif mahallelerinde sahip olduğu 108 bina veya işletmeden senede toplam 8.550 kuruş kira geliri sağlanmıştı. Gelir itibariyle Tuzcuzâde Mahallesi 2.710 kuruşla (tüm gelirin % 32’si) ilk sırada yer alırken, 2.645 kuruşla (% 31) Cami-i Kebir grubu onu takip etmekteydi. Kira geliri sıralamasında Karasakal Mahallesi 2.165 kuruşla (% 25) üçüncü ve Kaleardı Mahallesi 760 kuruşla (% 9) dördüncü sırada ve Veysel Efendi Mahallesi 360 kuruşla (% 4) son sırada bulunmaktaydı.
XIX.asrın sonlarında Bayburd’da, artan nüfusa paralel olarak bina ve işletme sayısının da artış gösterdiği görülmektedir. Nitekim yüzyılın sonlarına doğru meydana gelen bu artışı, bazı yerli ve yabancı kaynaklardan takip edebilmekteyiz.
Köylerin Ekonomik Yapısı
XIX. yüzyıl ortalarında Bayburd’a tabi 125 köy yerleşmesi bulunmakta ve bunun 94’ünde sadece Müslümanlar, 26’sında sadece gayrimüslimler ve 5’inde de her iki cemaat birlikte yaşamaktaydı. Bahsedilen dönemde her ne kadar Bayburd’un 125 köyü olmasına rağmen, bu köylerin tümünün sosyo-ekonomik yapısının değerlendirilmesinde en temel kaynağımız olan temettuat defterleri ne yazık ki mevcut değildir. Bayburd temettuat defterleri içinde 125 köyden sadece 72 köyün kayıtları vardır. Kaydı bulunan köylerin 58’inde sadece Müslümanlar (% 81), 1 köyde sadece gayrimüslimler (Varzahan Köyü)65 ve 13 köyde de Müslümanlarla Hıristiyanlar birlikte yaşamaktaydı.
Tahriri yapılan 72 köyde bulunan toplam hane sayısı 1.084 olup, bunun 913’ünü Müslümanlar (% 84), 171’ini gayrimüslimler (% 16) oluşturmaktaydı. Temettü tahrirlerinden anlaşıldığına göre; XIX.yüzyılda Bayburd köylüsünün ekonomisi, günümüzdeki gibi tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı. Hane reislerinin çok büyük bir kısmı çiftçilik yapan köylüler, öküz ve camuş gücünden istifade ederek sürdükleri tarlalarını ekip biçerek hayatlarını temin ediyorlardı. Günümüzde traktörle yapılan pek çok arazi işi, bu dönemde öküz ve camuş gibi koşum hayvanları ile görülürdü. Her iki cins hayvan aynı zamanda köylünün ekonomik gücünün bir göstergesi idi. Sıradan ailelerin birer çift öküzü bulunurken, arazisi çok ve nüfusu kalabalık ve aynı zamanda ekonomisi iyi olan ailelerin ikişer çift öküzü ya da camuşu bulunmaktaydı.
Bayburd’da Hadrek66 ve Helva köyleri gibi madenciliğin geliştiği köylerde bulunmaktaydı. Helva bakır madeni, Gümüşhane bakır madenleriyle birlikte işletilmekteydi. Ancak 1850’li yıllarda Gümüşhane madenleri, devlet bakımından zararla sonuçlanınca, aynı idare sebebiyle Helva bakır madeni de zarar etmiş ve kapatılmıştır. Batılı seyyah Hamilton, Bayburd’u ziyaretinde Helva köyüne de giderek maden ocaklarını görmüş ve bu hususta eserinde geniş malumat vermiştir. Özellikle Pulur ve Everek gibi büyük köylerde, ihramcılık, demircilik, semercilik, saraçlık mesleklerinin de icra edildiği görülmektedir.
Köylerdeki gelir kaynakları ve dağılımı
Temettuat defterlerine göre, Bayburd köylerinde yaşayan ahalinin gelir kaynakları, tarım, hayvancılık, işletme ve meslek olmak üzere dört gruba ayrılmaktadır. 1845 yılında 72 köyün tümünün bir senelik temettuatı toplamı 828.735 kuruştu. Köylerin ortalama senelik toplam geliri 11.510 kuruş olup, 51 köy bu ortalamanın altında, 21 köy ortalama değerin üzerinde gelire sahipti. Geliri en fazla olan köy, 62.059 kuruşla Pulur köyü olup, 60.097 kuruşla Everek ve 45.122 kuruşla Konursu köyleri onu takip etmekteydi. Geliri en az köyler ise, Yukarı Çimağıl (575 kuruş), Erginis (1.125 kuruş) ve Aşağı Ahsunk (1.275 kuruş) köyleriydi.
1845 yılı geliri içinde en büyük pay tarım faaliyetinden sağlanan hasılattı. Köylünün tarlasına ektiği hububat ve yonca, korunga türü otlardan elde ettiği yıllık geliri 560.416 kuruştu. Tarımdan elde edilen hasılat, toplam gelirin % 68’i kadardı. Ziraî geliri en fazla olan köy sıralamasında, Everek köyü 46.491 kuruşla ilk sırada yer alırken, Pulur köyü 31.434 kuruşla ikinci ve Çıphınıs köyü 31.230 kuruşla üçüncü durumdaydı. Tarımsal faaliyeti en az olan köyler ise, Yukarı Çimağıl (240 kuruş), Erginis80 (420 kuruş) ve Horsu81 (672 kuruş) köyleriydi. Köylerin ortalama tarım geliri 7.784 kuruş olup, köylerin 48’i bu değerin altında bir değere sahipti.
1845 yılı toplam hasılası içinde en büyük ikinci pay 200.475 kuruşluk gelirle hayvancılığa aitti. Köylünün beslediği büyükbaş, küçükbaş, koşum hayvanları ve yapılan arıcılık faaliyetinden elde ettiği gelir, toplam gelirin % 24’ü civarındaydı. Toplam gelir içinde bir diğer önemli kol da meslek gelirleriydi. İmamlık, keşişlik gibi dinî, kizirlik ve muhtarlık gibi idarî görevler, çobanlık, hizmetkârlık, semercilik, ihramcılık gibi meslekleri icra edenlerin bir yıllık toplam kazancı 26.310 kuruş olup, toplam hasılanın % 3’üne denk gelmekteydi.
Köylerdeki hane reislerinin meslekleri
Köylerde yaşayan Müslüman ve gayrimüslim ahali geçim kaynakları itibariyle, ziraatla uğraşanlar, işçiler, zanaat sahipleri ve esnaf, görevliler ve mesleği olmayanlar olarak beş grupta değerlendirilmektedir.
Ziraatla uğraşanlar (çiftçiler)
Köylerde sakin 1.084 hane reisi içinde 946 kişi ziraatla uğraşmaktaydı. Ziraatla geçinen aile reisleri temettü defterlerine “erbâb-ı ziraattan idüğü” şeklinde kaydedilmişti. Ziraatla iştigal eden kişilerin diğer meslekleri icra edenlere oranı % 87’dir. Mevcut 72 köyden 30’unda hane reislerinin tamamının mesleği ziraatçılıktır. Ziraatla geçinen hane reisleri sıralamasında 72 kişi ile Pulur köyü ilk sırada yer almaktadır.82 Pulur’u 52 kişiyle Çıphınıs ve 51 kişiyle Everek köyleri takip etmektedir.83 Köylerin büyüklüğü ile doğru orantılı olarak görünen çiftçilerin en az bulunduğu köyler ise, ikişer hane reisi ile Erginis, Horsu ve Çıtanos köyleridir.
İşçiler (çoban, hizmetkâr, maraba, biçici)
Köylerdeki meslekler içinde ikinci büyük grup işçilerdir. Çoban, hizmetkâr, maraba ve biçicilerden oluşan işçilerin sayısı 93 kişidir. Diğer meslekler içinde % 8’lik bir paya sahip olan işçiler içinde en fazla bulunan meslek kolu 47 kişiyle hizmetkârlardır.
Başkalarına ait işlerde çalışarak hayatlarını temin eden hizmetkârlar, senede ortalama 212 kuruş kazanmaktaydı. Hizmetkârlardan 4 kişinin yaptıkları iş karşılığında nakit para yerine arpa ve buğday aldıkları, 8 kişinin hizmetkârlık dışında herhangi bir geliri olmadığı ve 4 kişinin de tarla ekip biçtiği ve hayvan beslediği anlaşılmaktadır. En düşük senelik kazancı olan hizmetkârlar 100 kuruşla Hart, Haşya ve Yukarı Kırzı köylerinde bulunurken, en fazla geliri olan ise 400 kuruşla Horsu ve Konursu köylerinde yer almaktaydı. En fazla hizmetkâr 5 kişiyle Haşya köyünde bulunurken, 4’er kişiyle Cilara, Konursu ve Yukarı Lori ve 3 kişiyle Yukarı Kırzı köyleri onu takip etmekteydi.
İşçiler arasında ikinci önemli grup çobanlıktı, 93 işçi arasında 39 çoban (%42) bulunmaktaydı. Yıllık ortalama 213 kuruş kazandıkları anlaşılan çobanlar arasında en düşük gelirli, 120 kuruş ile Pörge ve Horme köylerindekilerken, en yüksek geliri olan çoban ise 420 kuruşla Konursu köyünde ikamet etmekteydi.88 Yaptıkları iş karşılığında 6 çobanın nakit para yerine arpa ve buğday aldıkları, 10 kişinin çobanlıktan başka hiçbir gelirinin olmadığı ve 4 kişinin de çobanlığın yanı sıra diğer aile bireyleri gibi tarla ektiği ve hayvan beslediği görülmektedir. Tahrirlerde kaydı bulunan 39 çoban arasında sadece Rumeli köyünde sakin olanı gayrimüslim, diğerlerinin tamamı Müslüman’dı.
Temettuat defteri bulunan köyler içinde yalnızca Haşya köyünde 4 aile reisinin mesleği maraba olarak kaydedilmiştir. Kayıtlardan anlaşıldığına göre bu dört kişi, Haşya köyünde ekonomik yönden durumu iyi olan Miktad Bey’in yanında çalışmaktaydı. Bir çeşit hizmetkarlık olan ve kayıtlarda maraba terimi ile ifade edilen bu kişilerin aynı zamanda kendilerine ait inek ve koyunları da bulunmaktaydı.
İşçi grubunda ele alınan son meslek kolu ise, harman zamanı başkasına ait tarlaları dermek ve biçmekle geçinen ve tahrirlerde biçici olarak kayıtlı kişilerdir. Köylerde ikisi Cilara köyünde, biri Galbulas köyünde olmak üzere 3 hane reisi bu işle uğraşmaktadır. Biçicilerin senelik kazancı 100, 200 ve 300 kuruştu.
Görevliler
Köylerde ikamet eden 12’si din görevlisi ve 2’si idarî görevli olmak üzere 14 aile reisi görevliler grubunda değerlendirilmiştir. Tanzimat öncesi köylerde hem idarî hem dinî alanda hizmet veren en önemli kişilerden biri imamlardı. Görevliler arasında 9 imam bulunmaktaydı. Ortalama 247 kuruş yılık geliri olan imamlardan en düşük kazancı olan, 150 kuruşla Galbulas köyü imamıydı.92 En yüksek geliri olanı ise 350 kuruşla Konursu ve Berne köyleri imamlarıydı.
Temettuat kayıtlarında Murtad, Almışka, Helva, Hadrek, Galisgavar, Yukarı Kırzı,Berne, Konursu ve Galbulas köylerinin imamları imamet ücreti almaktaydı. Her ne kadar sayısı 9 kişiden ibaret olsa da, bu diğer köylerde imam olmadığı sonucunu doğurmaz. Çünkü bazı köylerde hane reisinin imam olduğuna dair kayıt bulunmakla birlikte, imamlıktan ötürü bir ücret almadığı görülmektedir. Bu durumda olan köy sayısı 12’dir.
Gayrimüslimlerin yaşadığı köylerde, manastırlarda ayin işlerini yürüten 3 keşiş bulunmaktaydı. Pulur, Yukarı Kırzı ve Ostuk köylerinde birer keşiş bulunmakta ve keşişler senede 240, 290 ve 400 kuruş keşişlik ücreti almaktaydı.
Tanzimat sonrası imamların idarî görevini üzerine alan ve toplumda ön plana çıkmaya başlayan en önemli idarî görevli muhtarlardı. Hane reislerinden muhtarlık ücreti alan, dolayısıyla muhtarlıkla geçinen kimseye rastlanmamakla birlikte, 72 köyden 36’sında muhtara tesadüf edilmektedir. Bahsedildiği gibi bu kişilerin geçimleri muhtarlık ücretine bağlı olmadığından, meslekleri bölümüne de muhtar denilmemiştir. Oysa imamlarda durum böyle değildir. Arazisi veya hayvanı bulunsa da kişi eğer imamlık ücreti almışsa, mesleği bölümüne imam yazılmıştır. Köy muhtarının yardımcısı olan kizirlik mesleğini icra eden 2 hane reisi vardı. Everek ve Lüsunk köylerindeki kizirler senede 60 ila 80 kuruş kazanıyorlardı.
Zanaat sahipleri
Deri, dokuma, demircilik ve ağaç işleri alanında hizmet veren toplam 6 hane reisi bulunmaktaydı. Temettüsü mevcut köyler içinde, demircilik mesleğini icra eden tek bir kişi vardı. Everek köyünde ikamet eden demirci, senede 300 kuruş hasılat elde etmekteydi.
Yukarı kırzı köyünde sakin olan ve inek, koyun besleyen ve arıcılık faaliyeti de yapan tek bir neccar bulunmaktaydı. Neccarın yıllık kazancı 300 kuruştu.
Pulur köyü, zanaat sahipleri bakımından diğer köylerden çok zengin durumdaydı. Dikici, ihramcı, terzi ve saraçlık mesleğini icra eden birer hane reisi Pulur köyü sakiniydi. Tahrirlerde eskici olarak da geçen dikici, eski ayakkabıları yamaladığı için yamacı olarak da anılmaktaydı. Dikicinin senelik 300 kuruş geliri bulunmaktaydı. Geleneksel Bayburd kadın giysisi olan ve günümüzde halen köylerde varlığını devam ettiren ehram ya da ihram dokuma iş kolunun vazgeçilmez unsurlarından biriydi. Daha öncede değinildiği gibi, gerek köylerin gerek şehrin tamamının temettuat defterleri bulunamadığından, şehirde ehramcılık faaliyeti yapanlar hakkında kesin bilgi elde edilememektedir. Mevcut tahrirler içinde sadece Pulur köyünde bir hane reisi ehramcılık yapmakta ve bu işten senede 250 kuruş gelir elde etmekteydi. 1828-1829 savaşı öncesi Bayburd’un Şingâh Mahallesinde de ehramcılık yapan bir gayrimüslim bulunmaktaydı ise de savaş sonrası pek çok Ermeni gibi ehramcılık yapan bu kişi de Ruslar tarafından götürülmüştür.
Pulur köyünde bunların dışında terzilik ve saraçlık yapan birer hane reisi mevcuttu. Terzinin yıllık kazancı 300 kuruş, sarraçın ki ise 250 kuruştu.
Mesleği olmayanlar
Köylerdeki aile reisleri içinde 18 kişinin geçimlerini temin edecekleri işi, dolayısıyla mesleği bulunmamaktadır. Hiçbir nesneleri olmayan ve hizmetkârlığa dahi güçleri yetmeyen bu kişiler, komşularının ianesiyle geçinmekteydi. Yardımla geçinenlerin diğer hanelere oranı % 2’dir.
Köylerde gelir getiren işletmeler
Köylere bulunan en önemli işletmeler, asiyab (su değirmeni), bezirhane ve hangâhlardır. Temettuat tahrirlerine göre, mevcut 72 köyde, 23 asiyab, 3 bezirhane ve 2 hangâh bulunmaktadır. Tabloda belirtildiği üzere, köylerdeki en önemli işletme su değirmenleridir. Mevcut köylerin 16’sında su değirmeni bulunmaktadır. Pulur köyü dışındakilerin her biri tek bir hane reisine aitken, temettü kayıtlarına göre Pulur’da altı hane reisinin müşterek asiyabı bulunmaktaydı. Defterlerdeki bilgilerde köydeki değirmen sayısını net olarak çıkarmak mümkün değildir. Köyde tek bir değirmen olup, bahsi geçen hane reislerinin tamamı bu değirmene ortak olabileceği gibi; ikişer dörder veya üçer kişilik olması da ihtimal dahilidir. Değirmenlerin senelik toplam geliri 6.570 kuruş olup, en düşük gelir 100 kuruşla Hakiğ köyündeki değirmene, en yüksek gelir ise 750’şer kuruşla Çıphınıs köyünde bulunan iki değirmene aittir.Yukarı Kırzı köyündeki değirmenin sahibi 1844 yılında başka bir yere göç ettiğinden bu tarihte herhangi bir geliri yoktur. Tahrirlere göre, değirmenlerden bir kısmı, öğütülen un karşılığında nakit para usulü ile çalışırken, bir kısmı da öğütülen hububattan belirli bir ölçeği ücret mukabili almaktaydı.
Köylerde evlerin aydınlatılmasında ve sair alanlarda bezir yağı kullanılmaktaydı. Köylünün ektiği zeyrek adı verilen bitki, değirmen taşı gibi büyük ve yuvarlak bir taşın öküz ya da camuşlar tarafından döndürülmesi ile bezirhanelerde bezir yağı elde edilmekteydi. 1844 yılında mevcut 72 köyden sadece üçünde bezirhane bulunmaktaydı. Cenci ve Çıphınıs köylerindeki bezirhanelerin bu tarihte faaliyette olduğu, ancak Yukarı Kırzı köyündeki bezirhanenin, sahibinin başka bir yere göçü nedeniyle faal olmadığı anlaşılmaktadır. Günümüzde kalıntıları devam eden Cenci köyündeki bezirhanenin senelik geliri 200 kuruş, Çıphınıs köyündeki bezirhanenin ise 350 kuruştu.
Köylerdeki bir diğer önemli işletme türü hangâh olup, sadece Hadrek köyünde iki hangâh vardı. Biri müşterek diğeri müstakil olan hangâhların 650 kuruş senelik geliri bulunmaktaydı.
1845 yılında Bayburd’un on üç köyünde gelir getiren bina ve işletme bulunmaktaydı. Toprağa bağımlı yaşayan köylünün en önemli işletmesinin su değirmenleri olduğu görülmektedir. Temettuat defteri mevcut 72 köyde 17 müstakil, 5 müşterek değirmen vardı. Yine dönemim önemli bir işletmesi olan bezirhanenin sadece üç köyde mevcut olduğu ve bunlardan ancak ikisinin faal olduğu görülmektedir.
Tarım ve Hayvancılık
Şehirde toprağın dağılımı ve tasarruf şekli
Bayburd temettü kayıtlarında arazide ölçü birimi olarak dönüm kullanılmamış onun yerine tarlaya ekilebilen tohum miktarının “kile”, “god”, ve “somar”109 cinsinden değeri esas alınmıştır. İncelediğimiz dönemde kilenin ülke genelinde farklı şekilleri bulunduğu ve kullanıldığı şehirle birlikte zikredildiği görülmektedir. Mesela bir İstanbul kilesi, şinikin dört katı büyüklükte olup yaklaşık 37 litre değerindeydi. Resmî İstanbul kilesinin dışında Erzurum, Diyarbekir v.s gibi mahallî kile ölçüleri de bulunmaktaydı. Ancak kile, 1841 yılından itibaren Türkiye’nin her yerinde 35,27 litre olarak karşımıza çıkmaktadır ki, bu da 20 okkalık eski buğday ağırlığına eşittir.
Hane reislerinin sahip olduğu ve çoğunluğunun köylerde bulunduğu toprak miktarı 296 kileliktir. Tarlalar ekilebilen (mezrû tarla) ve nadasa ayrılan (gayr-ı mezrû tarla) olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Toplam arazinin % 46’sı ekili, kalan % 54’ü ise nadasa bırakılmıştır. Temettuat tahrirlerinde çiftçilerin ektiği sadece arpa, buğday, sarıbaş/güzlük (çavdar) gibi hububat ve yonca, korunga ve fiğ gibi hayvan yemleri hakkında detaylı veriler bulunmaktadır.
Evliya Çelebi, Bayburd’da iklimin soğukluğu nedeniyle meyve çeşidinin çok fazla olmadığını ileri sürmektedir. Şemseddin Sami, E.Çelebi’nin aksine, Bayburd arazisinin mümbit olduğunu ve burada hububat ve meyvenin pek çok türünün yetiştirildiğini ifade etmektedir. Ali Cevad da, Ş.Sami gibi, Bayburd arazinin verimli olduğunu ve hububat, meyve ve sebze mahsulünün bereketli olduğunu dile getirmektedir.114 XIX.Yüzyıl sonlarına ait Erzurum vilayet salnâmelerinde, Bayburd’da yetiştirilen ürünlerin çeşitliliği dikkat çekmektedir. Buna göre ekilen ürünleri hububat, baklagiller, sebze ve meyve olmak üzere dört kısma ayırmak mümkündür. En çok ekilenler buğday, arpa, çavdar ve darıdır. Baklagillerden zeyrek, mercimek ve fasulyenin ekildiği görülürken, sebzelerden şalgam, soğan, patates, lahana, pancar, havuç, çiriş, lazut ve yerelmasının ekildiği anlaşılmaktadır. Meyvelerden ise elma, armut, erik, kavun ve karpuzun yetiştirildiği görülmektedir.Bayburt Ekonomi Devamı